Konya’nın Yunak ilçesinde Toprak Mahsulleri Ofisi adına kiralanan lisanslı bir depoda yaşananlar, artık “nasıl olur da kimse fark etmez?” sorusunu değil, “buna kim göz yumdu?” sorusunu gündeme getiriyor. Resmî kayıtlara göre devlete ait 22 bin ton hububatın depoda olması gerekirken, denetimde ciddi bir eksiklik ortaya çıkıyor. Sonrası malum: depo sahibi ortada yok, para yok, ürün yok.
İddialara göre söz konusu hububat, aylar içinde parça parça satılıyor. Ortaya çıkan rakam ise yaklaşık 500 milyon TL. Bu noktada işin “küçük bir usulsüzlük” olmadığı açık. 22 bin ton dediğiniz şey, kabaca 25 ton taşıyan standart TIR’larla yaklaşık 880 kamyon demek. Yani bir iki gecede, bir iki tırla olacak iş değil. Neredeyse küçük bir lojistik operasyonu. Bu kadar kamyon girip çıkacak, kantarlardan geçecek, evrak düzenlenecek; ama kimse “Bu kadar ürün nereye gidiyor?” diye sormayacak. Öyle mi?
Daha çarpıcı olan, bu deponun yıllık 40 milyon TL kira bedeliyle kiralanmış olması. Devletin yüksek bedel ödediği, lisanslı ve denetimli olması gereken bir depoda, bu ölçekte bir kaybın yaşanması; denetimin kâğıt üzerinde mi yapıldığı sorusunu haklı olarak akla getiriyor. Eğer kayıtlar doğruysa ürün yok, ürün yoksa kayıtlar neden hâlâ var?
Depo sahibi Erkan T.’nin yurt dışına, Romanya’ya kaçtığı iddiası ise işin artık “adli vaka” boyutunu aşarak kamusal skandal hâline geldiğini gösteriyor. Üstelik sadece bir kişi değil, 9 çalışanın gözaltına alınması, olayın münferit değil, organize bir yapı olabileceğine dair güçlü bir işaret.
Bu noktada mesele sadece “hububat çalındı” meselesi değil. Bu hububat çiftçinin alın teri, devletin stok güvencesi, toplumun gıda güvenliği. Bugün 22 bin ton buğday sessizce buharlaşıyorsa, yarın hangi stratejik stok kaybolacak? Asıl rahatsız edici olan da bu: 880 kamyonluk bir vurgunun, sistem içinde “normal” akış gibi gerçekleşebilmiş olması.
Kısacası bu olay, bir hırsızlık hikâyesinden çok daha fazlası. Denetim mekanizmalarının ne kadar işlediğini, lisanslı depo sisteminin gerçekten güvenilir olup olmadığını ve kamu kaynaklarının nasıl korunabildiğini sorgulatan bir tablo. Cevap bekleyen soru şu: Bu kadar büyük bir yükü kimse görmediyse, problem sadece depoda mı, yoksa sistemin tamamında mı?
22 Bin Tonluk TMO Hububatının Sessizce Buharlaşması
TMO'nun 22 bin ton hububatı bir anda buharlaşmış; bunu duyanlar "şimdi buharda mı yemek yapıyoruz?" diye düşünebilir. Herkesin aklına gelen sorular: bu hububat nereye gitti, kim aldı? Ülke içinde bir kayboluş, yoksa yeni bir ekonomik strateji mi?
Hani derler ya, gözler önünde kaybolan hayaller gibi. 22 bin ton hububat, birdenbire kayboldu gitti. TMO, harika bir ilüzyon gösterisi yapmış ama biz seyirciye dönüşmüşüz. Yok, resmen buharda kayboldu!
Entry yazmak için giriş yapın.