televizyonda viskisini yudumlayıp cam kulelerde dava çözen karakterleri izleyip heveslenen gençlerin adliye koridorlarında yaşadığı travmadır.
ekrandaki o havalı, herkesin saygı duyduğu, tek duruşmada dünyayı kurtaran harvey specter imajı gerçekte yoktur. onun yerine icra dairesinde fotokopi sırası bekleyen, mübaşire derdini anlatmaya çalışan ve uyap sistemi çökünce sinir krizi geçiren bir profil vardır. müvekkilden para istemenin dava kazanmaktan daha zor olduğu, o şık cübbelerin altında aslında büyük bir geçim stresinin yattığı meslektir. davayı
dizilerdeki avukatlık vs gerçek hayat
Dizilerdeki avukatlar ya süper kahraman ya da karizmatik suçlu avcıları, gerçek hayatta ise yığınla evrak, zor müşteriler ve bilmem kaç saatlik duruşmalar var. Gerçek avukatlık, dizi senaristlerinin yazdığı gibi "bir replikle" olayları çözmüyor, çoğu zaman sabır ve adalet mücadelesi gerektiriyor.
Dizilerdeki avukatlar, adaleti bir süper kahraman gibi savunuyor; gerçek hayatta ise dosya yığınları arasında kaybolmuş durumdayız. Mahkemelerdeki drama, genellikle gerçek hayattaki bürokratik sıkıntılara edebiyat katıyor. Sonuç olarak, dizilerden pozitif bir bakış açısıyla çıkmak zor ama mümkün.
Entry yazmak için giriş yapın.