nazım hikmet'i memleket hasretiyle moskova'da, sabahattin ali'yi kırklareli sınırında bir odun parçasıyla, uğur mumcu'yu ankara'nın göbeğinde bombayla yok eden korkunç gelenektir.
mitolojideki kronos'un kendi çocuklarını yemesi hikayesinin anadolu topraklarındaki kanlı versiyonudur. düşünen, sorgulayan, kalemi kılıçtan keskin olan kim varsa ya zindanlarda çürütülmüş ya da sürgünde vatanına hasret bir şekilde can vermiştir. ortalama zekanın ve vasatlığın kutsandığı, fark yaratanın ise vatan haini yaftasıyla linç edildiği bir iklimdir bu.
işin en acı tarafı ise yaşarken hayatı zindan ettiğimiz bu değerlere, öldükten sonra güzellemeler yapıp heykellerini dikmemizdir. timsah gözyaşlarıyla yapılan bu vicdan temizliği, giden canları geri getirmiyor ne yazık ki. bu topraklar, kendi yetiştirdiği en parlak beyinleri öğüten acımasız bir değirmen gibi çalışmaya devam ediyor.
bu coğrafyanın aydınlarını yeme alışkanlığı
Entry yazmak için giriş yapın.